•  Kırım Derneği Genel Merkezi
  •   +90.312.419 47 49
  •   info@kirimdernegi.org.tr
  •  Mükremin ŞAHİN

    Kıymetli dostlar!

    Derneğimiz web sitesini verimli ve faydalı bir şekilde kullanmak; faaliyetlerimizi duyurmak, üyelerimizle ve dostlarımızla canlı bir ilişki kurmak mutlaka çok önemli. Çok şükür ki eksiklerimiz olsa da uzun bir zamandır bu amacımızı gerçekleştirebiliyoruz. Ancak bu ilişkiyi nasıl daha sağlıklı bir hale getirebiliriz, nasıl güçlendirebiliriz ya da sayfamızı nasıl daha okunur hale getirebiliriz sorularını kendimize her zaman sormalıyız.

    Bu sitede düşüncelerini yazmak isteyen bizler konularında belli birikimleri olan arkadaşlarımızla birlikte web sitemiz için düşündüklerimizi ne yazık ki yeterli seviyede gerçekleştiremedik.

    Okuduğunuz satırlar bu amaca hizmet etmek için yazıldı. Ben düzenli olarak yazarak düşüncelerimi, meselelerimizi, halkımızın ve Kırım’ın vaziyetini dilim döndüğünce kaleme almaya çalışacağım.

    Kırım Tatarları olarak zor bir süreçten geçiyoruz. Diyeceksiniz ki: “Ne zaman rahat bir sürecimiz oldu?” Haklısınız ama bu sefer ki çok ama çok daha zorlu. Vatanımız yeniden işgal altında. Her gün bombalar patlıyor, gençlerimiz Rus ordusuna alınıp cepheye gönderiliyor. Fikirlerini, düşüncelerini söyleyen insanlar cezaevlerinde sürünüyor. İnsanlarımızı korkutmak, dirençlerini kırmak için öldürmek dâhil her türlü yöntem deneniyor. Halkımıza liderlik yapabilecek insanlar bilinçli bir şekilde halktan koparılıyor. En önemlisi de halkımızın dağılma süreci hızlanıyor. 2014-2015 yıllarında sayısı 15-16 iken şu anda yaklaşık 20 ülkede diasporamız var.

    Halkımızın kendi dilinde, millî dilde eğitim yapma imkânı yok. Kırım Tatar dili tehdit altında. Çoktan UNESCO’nun “Yok olmakta olan diller” listesine alındı. Dolayısıyla edebiyatımız yok oluyor. Edebiyat üretecek kültür muhitini kuramıyoruz. Acaba yeniden Çobanzadeleri, Latifzadeleri, Giraybayları, Mehmet Niyazileri, Şakir Selimleri, Yunus Kandımları yetiştirebilecek miyiz diye büyük bir korku içinde olduğumu söylemeliyim.

    Halkımızın durumu normal değil. Yok olmamız için her şey ama her şey hazır. Zaten 1944’te sürgünden sonra yaşanan karanlık zamanların ardından bu halkın yeniden ayağa kalkabileceğine hiç kimse inanmıyordu. Ama Allah’ın izni, halkımızın yaşama fıtratı ve güçlü iradesi ile bu günlere geldik.

    Şimdi ne yapacağız?

    Yok olmaktan nasıl kurtulacağız?

    Dilimizi, kültürümüzü, medeniyetimizi velhasıl halkımızı geleceğe nasıl taşıyacağız?

    Elimizde olan tek güç inancımız ve irademiz…

    Pin It